Kayıtlar

Öne çıkan yayın

Anılarımda Maraş Elbistan Köyleri

Resim
“Toprak, üzerinde sadece yürünmekle vatan olmaz; asırlar boyu tutulan nöbetlerle, ekilen buğdayla, dökülen terle ve doğan çocukların ilk çığlığıyla vatanlaşır.”    Takvimler 1 Mart 1951'i gösterdiğinde, Virbitsa kasabasındaki, Bulgaristan resmî dairelerinin o soğuk, taş duvarlı odasında zaman âdeta donmuştu. Pencerelerden süzülen soluk kış ışığı, masanın üzerindeki evrakların üzerine kasvetli bir gölge gibi düşüyordu. Babam Ahmet Mustafa Durgud, mürekkebi henüz kurumamış kalemi elinde tutarken bir an duraksadı. Nasır tutmuş parmaklarının arasındaki o incecik kalem, sanılandan çok daha ağır bir yük taşıyordu. Masanın diğer tarafında oturan görevlinin sabırsız bakışları altında, kâğıda tek bir imza attı. O imza, sıradan bir pasaport başvurusu değildi. Bir ailenin asırlık toprağından koparılmasının, köklerinden sökülüp bilinmezliğin fırtınasına savrulmasının resmî mührüydü. Bulgaristan’ın o tanıdık göğü altında; babam Ahmet, anam Emine, ben Mehmet ve henüz çocuk yaştaki kardeşler...
Resim
"Toprak, üzerinde sadece yürünmekle vatan olmaz; asırlar boyu tutulan nöbetlerle, ekilen buğdayla, dökülen terle ve doğan çocukların ilk çığlığıyla vatanlaşır." 1388 yılında Çandarlı Ali Paşa’nın sancakları altında Gerlova Ovası’na ve Şumnu’ya ayak basan ilk Türkmenlerin, o kutlu "eski nöbetçilerin" ayak sesleri bu topraklarda 490 yıl boyunca hiç dinmedi. Rumeli; İskân ile şenlenen, İstimâlet ile adalet bulan, dualarla ve emekle kök salınan öz vatanımız oldu. Bu eser, Deli Durgud Dede'mden Bi lge Halil Dede’me, babam Ahmet Akıncı’dan anam Emine’ye uzanan köklü bir ağacın, Karagözler köyündeki kerpiç evlerden 1951’in dumanlı tren yolculuklarına ve anavatana uzanan kırılma anlarının hikâyesidir.  Gece uykularını bölen o eski nöbetçi adımlarının izinde; bir ailenin hafızasını, savrulan hayatları ve ne olursa olsun kopmayan o milli şuuru gelecek kuşaklara bir miras olarak bırakma gayesidir. BİRİNCİ BÖLÜM Güneş henüz Sakar Balkan’ın ardındaki karanlığı yarmamış, göky...