İLKOKUL DÖNEMİ ANILARI
Bir yaprağın rüzgârda savrulması gibi; Bulgaristan’ın atalarımızdan kalan topraklarından kopup Edirne’den Maraş’a, Çukurova’nın tozlu pamuk tarlalarından yeni yurdumuz Misli’ye (Konaklı) uzanan o uzun, sancılı göç yolculuğunun ardından, hayatımızın en keskin dönemeçlerinden birine varmıştık. Takvimler 21 Eylül 1953’ü gösterdiğinde, altımızda toprağın sıcağını yitiren serin kumu, üzerimizde anamın binbir emekle diktiği solmuş şalvarlarımızla, kardeşim Mustafa’nın elinden tutup köy meydanındaki o iki derslikli kerpiç okula doğru yürüyorduk. Ayaklarımız çıplaktı, ceplerimiz boştu, babam ise bizi doyurabilmek için uzaklarda, Osmaniye topraklarındaydı. Fakat içimizde, babamın kulaklarımıza küpe olan o sözü yankılanıyordu: 'Bizim kurtuluşumuz eğitimdir Mehmet'im.' İşte bu bölüm; yokluğun, göçmen barakalarının ve çaresizliğin ortasında, Köy Enstitülü bir öğretmenin ceplerinden dağıttığı mis kokulu kalemlerle geleceğimizi nasıl sıfırdan yazdığımızın; ters dönen bir plastik l...