OKUMAYI SÖKTÜK ANA
Çocukluğumun en unutulmaz günlerinden biri, okuma yazmayı söktüğümüz gündür. İnsan hayatında bazı anlar vardır; üzerinden yıllar geçse de zihnin bir köşesinde capcanlı durur. İşte o gün de benim için öyledir. İlkokula başladığım 1953'te köyümüz Misli (Konaklı) küçük, imkânları sınırlı ama insanı sıcak bir yerdi. Okulumuz birleştirilmiş sınıflıydı. Farklı yaş gruplarındaki öğrenciler aynı sınıfta oturur, aynı sobanın etrafında ısınır, aynı kara tahtaya bakardık. Tebeşir sesi, gün boyu kulağımızda çınlardı. Harflerle ilk karşılaşmam o günlere rastlar. Öğretmenimiz tahtaya büyük büyük harfler yazardı. Biz de defterlerimize titrek çizgilerle onları taklit etmeye çalışırdık. “A” harfi sanki bir çadır gibiydi; “L” dimdik ayakta duran bir asker… O günlerde harfler bana şekilden ibaretti. Ne zaman ki heceler birleşmeye başladı, işte o zaman büyü başladı. Babam o sıralar çalışmak için Osmaniye’ye gitmişti. Evde onun yokluğu hissediliyordu. Anamın yüzündeki özlem, sofradaki eksiklik ban...