Kayıtlar

Sirkeci Garı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İSTANBUL TARİHİ YARIMADA GİRİŞ KAPISI EMİNÖNÜ

Resim
  11  Eylül 1961 Pazartesi, Eminönü… İstanbul ‘a gelen insanların ilk uğrak yerlerinden biriydi Eminönü ve Sirkeci. Sirkeci Garı çevresi Anadolu’dan ‘’taşı toprağı altın’’ diye İstanbul’a gelenlerin sığındıkları ucuz otellerle doluydu. Eminönü Meydanına girdiğimde ilk dikkatimi çeken yapı, devasa boyutlarıyla ve merdivenlerindeki güvercinleriyle, Yeni Cami oldu. Yeni Camii Haliç kıyısında alçak bir yerde kurulduğu için, oldukça yüksek bir su basmanın üstüne inşa edilmişti. Haliç dalgalarından korunması gerekiyordu. Camiye merdivenlerle çıkılmakta ve cümle kapılarından içeriye girilmekteydi. Ben de çıktım merdivenlerden. Geriye dönüp baktığımda Haliç, Eminönü’nü Karaköy’e  bağlayan Galata Köprüsü, Karaköy ve  karşı yakada ben buradayım diyen Galata Kulesi vardı. Eminönü Meydanı güvercinleriyle, işportacılarıyla iç göç filmlerinin ve kan davalarından İstanbul’a kaçan taşralıların öykülerini işleyen filmlerin ana mekânıydı bir zamanlar. Önceki yıllarda İstanbul...

MARAŞ DEDİKLERİ YER NERESİ Kİ

Resim
3 Mayıs 1951 Perşembe, Maraş… 3 Mayıs 1951 Perşembe… Dört asır boyunca şanla, şerefle hüküm sürdüğümüz Balkanlardan, Anadolu'nun sarp bağrına uzanan bin üç yüz kilometrelik o devasa hicret yolu, nihayet demir yığınının acı feryadıyla son buldu. Uzunca, yürek tırmalayan bir tren düdüğüyle açtım gözlerimi. Çevreden yükselen fısıltılar, o dilsiz çocuk korkumu gerçeğe dönüştürüyordu. Gelenek ve göreneklerini bilmediğimiz, kaderin bizi zorunlu bir iskanla savurduğu, gurbetlik acısının bir balyoz gibi çöktüğü Maraş’taydık sonunda. Köyümden, hatıralarımdan, en önemlisi de canımdan birer parça olan anamdan ve babamdan beni koparan bu yabancı şehri, çocuk aklımla ilk anda sevememiştim. İnsanın doğup büyüdüğü topraklarda, akrabaları ve dostlarıyla ördüğü o mukaddes bağlar kopunca, ruhu bir arafta asılı kalırmış. Evinden, yurdundan sökülen her canlı gibi kendimizi dipsiz bir gurbetin kuyusunda hissettik.  Kalbimiz, Karagözler’in o yarım metrelik karına, yeşiline hasretle doldu. Üstüne üstlü...