BALKANLARA GÖNÜLLÜ VE ZORUNLU GÖÇLER
Osmanlı Beyliği, 1300’lü yılların başında Bizans’a komşu, uçtaki bir sınır bölgesinde filizlendi. Ancak bu küçük beyliğin cihanşümul bir devlete dönüşmesindeki en etkili rolü, hiç şüphesiz Rumeli’ye geçiş oynadı. Osmanlı’nın asıl büyük gelişmesi ve kurumsallaşması Rumeli topraklarında gerçekleşti; öyle ki Edirne, devletin ikinci başkenti oldu. Bu yalın gerçekten hareketle rahatlıkla söyleyebiliriz ki; Osmanlı Devleti, aslında Rumeli güdümlü bir Türk-İslam devletiydi. Bugün "Anavatan" ve "Anadolu" olarak kabul ettiğimiz pek çok kadim şehrimizin fethi bile, Rumeli’de fethedilen şehirlerden çok daha sonra gerçekleşmiştir. Osmanlı, Rumeli’deki kalıcılığını sağlamak, fethedilen toprakları hem şenlendirmek hem de güvenli kılmak adına dahi bir iskan ve sürgün politikası uyguladı. Anadolu’daki pek çok Türkmen grubu, göçer evliler ve köklü aileler, planlı bir şekilde Rumeli’ye taşındı. Bu yerleşimlerde öncelikle ailelerin gönüllü olması istendi; gönüllülük esası yetmedi...