KARA KIŞI BAHARA ÇEVİREN ÇİÇEKLER

 

Kara Kışı Bahara Çeviren Çiçeklerin Masalı

Amanos Dağları’nın göğe komşu olduğu, Dadaloğlu’nun ve Cerenlerin yurdu sayılan bereketli Osmaniye Karaçay Mahallesi'nde Bulgaristan muhaciri bir çocuk yaşarmış. Mehmet adında 11 yaşında bu çocuk, bulunduğu yerleşkenin hem tarihi hem de coğrafi yapısına ait bilgileri Halk Kütüphanesinin tozlu raflarındaki kitaplarda bulmuş.

Takvimler 1955 yılının şubatını gösterse de, bu diyarda kışın ılıman yüzü, umut ve özgürlüğün sembolü olan Nergiz ve papatya çiçeklerinin topraktan kafalarını çıkarmasına izin verirmiş..

Bu çocuk yarıyıl tatilinde, her sabah rüzgârın getirdiği portakal çiçeği kokularıyla uyanır, Amanos dağlarının eteklerine doğru yol alırlarmış. Orada, kışın tam ortasında açan ve "kara kışı bahara çeviren" sihirli çiçekler varmış: Nergisler ve Papatyalar.

Nergisler mahzun ve nazlıymış; topraktan başlarını kaldırdıklarında sadece etrafa koku saçmaz, yoksul hanelere de birer umut ışığı olurlarmış. Nergisler onlara hayata tutunmayı, her zorluğun sonunda bir bahar olduğunu fısıldarmış. Bizim küçük kahramanımız, bu altın sarısı çiçekleri özenle toplar, onları aileleri için birer rızık kapısına dönüştürürmüş.

Papatyalar ise çok daha farklıymış; onlar özgürlüğün simgesiymiş. Karaçay deresinin kenarlarında, başına buyruk ve neşeyle boy gösterirlermiş. Ancak bu masalda papatyalar sadece birer çiçek değil, aynı zamanda çocukların en büyük eğlencesiymiş. Kahramanımız, bisiklet pompalarından esinlenerek içi boş sazlardan kendine sihirli bir oyuncak yapmış: Papatya Tabancası!

Sazdan boruların içine yerleştirilen papatyalar, bir çubuğun itmesiyle, içinde sıkıştıral havanın yaptığı basınç nedeniyle gökyüzüne doğru süzülür, çocukların kahkahalarına eşlik edermiş. Bu tabancalar ne bir can yakar ne de korku salarmış; aksine, bu sihirli oyuncak sayesinde kahramanımız birçok yeni arkadaş edinmiş. Okulun ilk dönemi başarıyla bitmiş, nergisler satılmış, papatyalar gökyüzünde uçuşmuş...

Gökten üç papatya düşmüş: Biri bu anıyı kaleme alan yazara, biri o günlerde nergis kokusuyla umut bulan çocuklara, biri de bu masalı dinleyen tüm güzel yüreklere...


1 Şubat 1955 salı Osmaniye…

Amanosların eteklerine yaslanmış eşsiz güzelliklerle süslenmiş ovalarında, Dadaloğlu’nun ve Cerenlerin yurduydu Osmaniye.

Amanosların eteklerinde, kışı bahara çeviren nergizlerin yanı sıra papatyalarla bezenmiş kırları, eteklerindeki üzüm bağları, portakal çiçeklerinin baygın kokusunu dağıtan rüzgâr karşılamıştı beni.

Nergis çiçekleri Adana, Mersin, Osmaniye ve Kahramanmaraş gibi şehirlerde geçim kaynağıydı fakir fukaranın. Kardeşimle benim de ailemizin ekonomisine katkı aracı olmuşlardı, olmaya da devam ediyorlardı. Yalnız ekonomik katkı aracı değillerdi. Umut, yaşama sıkıca tutunma ve yenilenmemizi sağlıyorlardı.

Nergizler umut ve hayata sıkıca tutunmayı sağlarken, papatyalar özgürlük ve kendine güveni öğretiyorlardı kendilerini almaya gelenlere. Papatyalar özgürlüklerine epeyce düşkün çiçeklerdi.

Her an her yerde karşınıza çıkabilecek durumda olsalar da özgürce büyüyebilecekleri ve çoğalabilecekleri alanları seçerlerdi. Özgürlüğü seven papatyalar Karaçay deresi kenarlarında bolca bulunmaktaydılar.

Okulda birinci dönem en iyi notları almamız, sıfımızdaki öğrencilerin ilgisini çekmişti. Arkadaşlıklarını edinmek için ortak oyunlara ihtiyacımız vardı.Nergis çiçeklerinin satışlarının yanı sıra, papatya tabancaları yapmıştık oyunlarımız için.

Papatya Tabancaları için bisiklet lastik pompalarından esinlenmiştik. İçi boş sazlardan, kaval biçiminde yaklaşık 20-30 cm uzunluğunda düzgünce kestikten sonra dairesel papatyalar, 2-3 cm’lik saplarıyla mermi olarak iki ucuna da yerleştirilmekteydi.

Papatya pompası içine rahatlıkla girebilecek bir sopa ile, bir uçtaki papatya itilince, sıkışan hava silahlardaki genleşen gazın yerine geçerek, diğer uçtaki papatyayı mermi gibi fırlatıyordu.

Bunlar zararsız mermilerdi. Oyun için yeterliydiler. Keyif alıyorduk. Arkadaş edinmek için de harika araçlardı. Birinci yarıyıl tatilinde hem nergis satmış hem de papatya tabancalarıyla oynarken arkadaş sayımızı arttırmıştık.

Bu moralle okulun ikinci yarıyılına başlayacaktık. Her şey yolundaydı yani…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ANKARA YÜKSEK ÖĞRETMEN OKULU DÖNEMİ

AYÖO Beşevler Yerleşkesi

TARIM ÖĞRETMENİM SALİH ZİYA BÜYÜKAKSOY