TOPRAKKALE DE GÜNÜBİRLİK İŞÇİLİK

 

19 Ağüstos 1954 Perşembe, Osmaniye...

İki gündür, Toprakkale kasabası yerfıstığı tarlalarında, günübirlik işçi olarak çalışıyoruz. Çalıştığımız tarlada hasat bitince işimiz de bitiyordu. Patronun temsilcisi olan Elçi ya da Dayıbaşı, memnun kalmadıklarına yeni iş vermiyordu.

Kökeni Amerika olan sarı çiçekli bu bitki, Amerika’nın keşfinden sonra Portekizliler tarafından 16. yüzyılda gemilerle önce Avrupa’ya getirilmiş, buradan Afrika ve Asya kıtalarına yayılmış, daha sonra da Pasifik adalarına götürülmüştü.

Güney Amerika kökenli olan bu sarı çiçekli bitki, baklagiller familyasından tek yıllık, yazlık, çok değerli bir yağ kaynağıydı aynı zamanda. Bezelye, bakla ve fasulye ile akraba olan yerfıstığı bunlardan meyvelerini toprak içinde meydana getirmesiyle ayrılıyordu. Toprak içi meyvelerinin, hasar görmeden, toprak dışına çıkarılması gerekiyordu.


Ailece, toprak içi meyvelerin zarar görmeden çıkarmak için her türlü özeni gösteriyorduk, ki sonraki tarlalarda bize iş verilsin. Günlük ücret ya da yövmiye, anam ve babam için 2 Lira, kardeşimle benim için 1 Lira idi. Ailemiz günde 6 Lira kazanacaktık iş sürdüğü sürece.

Ekonomik yönden, Misli Köyü’ne göre, daha iyi konumdaydık.  Kiralık da olsa başımızı sokacak evimiz, bizi bir ölçüde korumaya almış olan ev sahibimiz Halil amcamız vardı.

Boş kaldığım zamanlarda kendimi Osmaniye Halk Kitaplığında buluyordum. Edindiğim bilgilere göre, Osmaniye’nin yaklaşık 30 km kuzeydoğusunda Düziçi (1951 yılı kış aylarını Yeşilova köyünde geçirmiştik), 15 km batısında Toprakkale ve 45 km kuzeyindeki Kadirli mevsimlik işçi yatağı olduğu gibi, hasat dönemlerinde günübirlik işçiye de ihtiyacı olan yerlerdi. 

Türkiye'nin yerfıstığı ambarı olan Osmaniye, ilçeleriyle birlikte, yer fıstığı üretiminin yanı sıra domates, biber, turp, karpuz kavun da üreten bir şehirdi. Özellikle Ağustos aylarının ikinci yarısıyla Eylül ayı içerisinde günlük tarım işçisine ihtiyaç fazlasıyla aranırdı.

Günübirlik işçi pazar yerleri olurdu. Babam bu pazarlarda, Toprakkale Yerfıstığı tarlalarında günübirlik işçi arandığını öğrenmiş, 3 gün önce de işçi arayan Elçi ile anlaşmıştı. Elçinin işçi kamyonu bizi sabah 06:30’da, bilinen bir yerden, alıyor akşam 19:00’da aynı yerde bırakıyordu. Geceleri evimizde oluyorduk.


İşçi olarak çalıştığımız Toprakkale, adını kendi sınırları içerisinde bulunan kaleden almıştı. M.Ö. 2000 yılına tarihlenen kale, ovaya göre 75 metre yükseğe konuşlandırılmış olup Osmaniye, Adana ve İskenderun yollarının kesişim noktasındaydı. Yığma bir tepe üzerine kurulan Toprakkale Kalesi, 8’inci yüzyılda Abbasi Halifesi Harun Reşit zamanında siyah taşlarla yeniden yapılandırılmıştı. Dikdörtgen planlı kalenin 12 burcu ve dış avlu surları vardı.

Güneybatısı dağlarla çevrili olan Toprakkale’nin kuzey ve doğu yönleri göz alabildiğince, alüvyonca zengin bir ovaydı. Çeşitli meyve ağaçları ve doğal bitki örtüsüyle şirin bir ilçe olan Toprakkale’ nin toprağından bolluk ve bereket fışkırıyordu. Zamanla tarih fışkırdığını da öğrenecektim.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ANKARA YÜKSEK ÖĞRETMEN OKULU DÖNEMİ

AYÖO Beşevler Yerleşkesi

TARIM ÖĞRETMENİM SALİH ZİYA BÜYÜKAKSOY