ABD ile ikili anlaşmalar üzerine söyleşi
5 Aralık 1965 Pazar, Ankara...
Sözlü tarih anlatıları, yalnızca geçmişi belgelemek değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı, kimliği ve kültürel sürekliliği aktarmak için kullanılan güçlü araçlardır.
Haydar Tunçkanat'ın ''İkili anlaşmaların içyüzü'' adlı kitabından edindiklerimiz yurtsever herkesi çileden çıkarmaya yeterdi. Öyleydi çünkü ülkemiz ABD'nin sömürgesi haline getirilmişti.
Ankara Yüksek Öğretmen Okulu kantininde 10 kişi bir araya gelmiştik. Çaylarımızı içtikten sonra arkadaşlara sessiz olmalarını işaret ettikten sonra ''Bu akşamki sohbet konumuz ikili antlaşmalar tarihinden bazılarını gözler önüne sermek olacak.'' Elimdeki kitaptan bazı antlaşmaları özetledim. Başlıyoruz.
*ABD ve Türkiye Arasında Tarım Ürünleri Anlaşmaları
ABD ile Türkiye arasında 12 Kasım 1956 tarihinde Tarım Ürünleri Anlaşması imzalandı.
Bu anlaşmaya göre ABD, kendi ihtiyaç fazlası olan buğday, arpa, mısır, dondurulmuş et, konserve sığır eti, don yağı ve soya yağı gibi tarımsal ve hayvansal ürünleri Amerikan gemileriyle Türkiye'ye taşınacaktı.
Oysa bu ürünler azgelişmiş bir tarım ülkesi olan Türkiye'nin temel ürünleriydi ve bunlar ABD gibi bir ülkenin eşit olmayan rekabetine terk ediliyordu.
Ama daha da kötü olanı anlaşmanın 2. ve 3. maddeleriydi.
Anlaşmanın 2. maddesi ‘Türkiye'nin yetiştirdiği ve bu anlaşmada adı geçen ya da benzer ürünlerin Türkiye'den yapılacak ihracatı Birleşik Devletler tarafından denetlenecektir.'’ şeklindeydi.
Maddenin (b) bendi ise, ‘’Türk ve Amerikan hükümetleri Türkiye'de Amerikan mallarına karşı talebi artırmak için birlikte hareket edeceklerdir'’ diyordu.
Bu ürünlerin alınması ve Türkiye’ye taşınma ücretinin karşılanması için 46,8 milyon dolar kredi verilecekti.
ABD Tarım ürünleri halkımıza, Marshall Yardım Paketi adı altında, ücretsiz verildiği anlatılacaktı.
*ABD ve Türkiye Arasında Kredi Anlaşmaları
Kredi antlaşmaları bağlayıcı olup, Türkiye’nin yalnız ABD’den mal ve hizmet satın almasını dayatıyordu. Her zaman özel sektörle çalışan ABD bu şartını da Türk hükümetine dayattı.
Verilecek olan 30,5 milyon dolar kredi karşılığında Türkiye çok ağır sorumluluklar yüklenmek zorunda kaldı.
Şirketin kontrol yetkisi sadece ABD’ye ait olan özel “Karadeniz bakır işletmeleri” kuruldu. Şirketin %70’i Etibank’a ait olmasına rağmen Türkiye’nin hiçbir kontrol yetkisi yoktu.
Şirketin tüm ihtiyaçları hammadde ve diğer gereksinimleri sadece ABD’den alınacak, taşıma işlerini ABD nakliye şirketleri yapacaktı. Taşıma işlerindeki tüm sigorta işlerini ABD sigorta şirketlerine aitti. Dahası Türkiye devleti hazine garantisi de ekleyecekti.
Etibank’a ait tüm bakır işletmeleri de bu şirkete aktarılacak, sekiz kişilik bir yönetim kurulu olacaktı. Yönetim kurulunda dört ABD’li dört Türk üye olacak, yönetim kurulu başkanı ise ABD’li olacaktı.
*Bağdat Paktı ve Ortadoğu'da yalnızlaşan Türkiye
1955 yılında kurulan Bağdat Paktı; Türkiye, İran, Irak, Pakistan ve İngiltere arasında, İngiltere ve ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını korumak için kurulmuştu.
Pakta dâhil olan herhangi bir devlet özel anlaşmalar yapabilirdi. Kısacası Büyük Güçler, Ortadoğu’daki tüm üslerini korumak için her türlü adımı atabilecekti.
İngiltere 1955’te pakta girerek Ortadoğu’daki askeri üsleriyle İran ve Irak’ta bulunan petrollerini güvence altına aldı. ABD, bu pakta katılmamakla beraber 1956’daki Tahran toplantısına iktisadi ve yıkıcı faaliyetleri önleme komisyonlarına katılarak bölgedeki çıkarlarını da güvence altında tuttu.
Bağdat Paktı’nın bölge devletlerine en ufak bir katkısı olmadı. Irak’ta kısa bir zaman sonra darbe oldu (1958) ve pakttan ayrıldı. Suriye ve Lübnan Bağdat Paktına hiç katılmadı.
Türkiye, ABD’nin sömürü çarkları içine sürüklendi. Pakt, Mısır ile Türkiye arasında gerginliklere sebep oldu. Türkiye’nin Ortadoğu’da var olan ve geçmişe dayanan bağları kendi aleyhine ciddi yaralar açtı. Batı yanlısı görünümü kendi bölgesinde yalnız kalmasına sebep oldu.
Türkiye-ABD iş birliği antlaşması gibi algılanan pakt, bölgede bulunan ülkelere katkı sağlamak yerine sıkıntılara neden oldu.
*Ödünç verme ve kiralama kanunu
İkinci Dünya Savaşı sonrasında, dünyanın her tarafında hurdaya çıkmış ya da çıkmak üzere olan silahların tamiri ve ABD’ye taşınması için harcanacak para, yenisini yapmaktan daha pahalıya mal olacaktı.
ABD’nin ulusal çıkarlarını her şeyden üstün tutan bazı politikacıların da yardımıyla, hurdaya çıkmış bu savaş artığı silahları ‘’Kiralama ve Ödünç Verme Kanunu’’ kapsamında Türkiye'ye kakaladılar. Öyle bir kakaladılar ki, tamirleri için yedek parçalarını da ABD’den almaları koşuluyla.
Üretimleri durduğu için yedek parçaları yoktu. Yedek parça üretimi için özel talepte bulunmak zorundaydık. Yedek parçaların maliyetleri aslından daha pahalıya gelmekteydi.
Türkiye’nin peşin para ile aldığı malzemelerin üzerine “ABD’nin yardımıdır!” yazması zorunluydu. Ayrıca Türkiye bu yardımlar karşılığında TRT’de sürekli yayın yaparak toplum üzerinde algı operasyonu yapılmasına müsaade etmek zorunda kalıyordu.
Şükrü Saracoğlu’nun başbakanlığı döneminde, 23 Şubat 1945’te, Türkiye ile ABD arasında imzalandı. Böylece ABD hem hurda silahlarından kurtuldu hem de stratejik ortaklık adı altında ülkemizi sömürgesine dönüştürdü.
Yorumlar
Yorum Gönder