İşçi ve Öğrenci Hareketleri Mayalanıyor

 

7 Mayıs 1967 Pazar, AYÖO...

Fen Fakültesi ara sınavları, aylık Fikir Kulübü Dergisi hazırlıkları ve hiç olmazsa haftada bir düzenlediğimiz sohbet toplantıları nedeniyle, 26 Şubat'tan bu yana anı defterimle buluşma fırsatım olmadı. Akşam yemeğinden sonra odamıza çekilerek anı defterimle buluşuyorum.

Ülkücü kanattan katılanın olmadığı gibi, olumsuz gözler ve tavırlarla çevremizde bir süre dolaştıkları dün akşamki sohbet toplantımızda, 1961 Anayasa'sının getirdiği özgürlükler, Demokrat Parti'nin mirasını devralan Süleyman Demirel'in anayasayı etkisizleştirme çabalarına karşı, ülkemizdeki işçi ve öğrenci olaylarını gözden geçirdik.

İçinde bulunduğumuz 1967 yılı, Türkiye’de toplumsal hareketliliğin ivme kazandığı, hem işçi sınıfının hem de öğrenci gençliğin sesini daha gür çıkardığı kritik bir dönemeç olarak karşımıza çıktı yapılan değerlendirmelerimizde. Bu yıl, özellikle 1961 Anayasası’nın getirdiği asgari özgürlük ortamında ideolojik saflaşmaların netleştiği ve eylem biçimlerinin çeşitlendiği bir dönem olmuştu.

1967, Türkiye işçi sınıfı tarihi için en önemli yıllardan biri olmak üzere. Sendikal rekabet ve grev hakkı mücadelesi kurumsallaşmıştı. 13 Şubat 1967'de Türk-İş’ten ayrılan Maden-İş, Lastik-İş, Basın-İş ve Gıda-İş sendikaları ile bağımsız Türk Maden-İş'in birleşmesiyle Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) kuruldu. Bu, işçi hareketinde daha militan ve sınıfsal bir yaklaşımın temsilcisi oldu.

Yıl boyunca metal ve tekstil başta olmak üzere pek çok sektörde grevler yaşandı. Özellikle toplu iş sözleşmesi süreçlerindeki uyuşmazlıklar, işçilerin fabrika önlerindeki direnişlerini artırdı ve sonuç almalarını sağladı. Demirel Hükümetinin yasaklamaları, henüz işlevini yitirmemiş, Danıştay tarafından kaldırıldı.

1967'de öğrenci hareketleri henüz kitlesel "işgal" dönemine girmemiş olsa da, eğitim sistemindeki çarpıklıklara ve sosyal sorunlara karşı ciddi bir uyanış yaşanıyordu. Dönemin en büyük öğrenci eylemleri, "mantar gibi türeyen" özel yüksekokullara karşı yapıldı. Devlet okullarında okuyan öğrenciler, eğitimde fırsat eşitliğinin bozulduğunu ve diplomanın parayla satıldığını savunarak büyük protestolar düzenlediler.

Ankara ve İstanbul'daki bazı fakültelerde, sınav yönetmelikleri ve eğitim şartlarının iyileştirilmesi talebiyle açlık grevleri ve boykotlar gerçekleştirildi. Üniversite gençliği içinde sol düşüncenin örgütlü gücü olan FKF , 1967'de tabanını genişleterek anti-emperyalist söylemleri ön plana çıkarmaya başladı.

Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Fikir Kulübü (AYÖOFK) olarak üzerimize düşeni yaptık. Geçtiğimiz hafta pazartesi günü, Halil Biga ile birlikte yanımıza 4 arkadaş daha alarak, Fen Fakültesi üç giriş kapısını tutarak, BOYKOT var. Dedik. İtiraz eden olmadı.

Bir süre sonra, Biga ile birlikte görev aldığımız kapıda Prof Dr Rauf Nasuoğlu göründü. ''Hayrola çocuklar, kapıya gelen öğrenciler sizle görüştükten sonra geri dönüyorlar.'' Biga, ''Boykot var hocam'' deyince, gülümseyerek içeri girdi. Bir süre sonra da bizi Dekan odasına çağırdılar. Önceden hazırladığımız boykot gerekçelerini yazılı olarak sunduktan sonra, sözlü olarak da, başta Hayri Dener olmak üzere, bazı öğretim görevlilerini derslerini biraz daha ayrıntılı anlatmalarını istedik.

6. Filo, ABD'nin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı olarak 1950'den beri, NATO tatbikatları bahanesiyle, Türk denizlerine gelerek Türk limanlarını ziyaret ediyordu. Bu ziyaretlerin görünmeyen yüzü ise, filodaki askerlerin cinsel açlıklarını gidermekti. FKF ve diğer devrimci kuruluşlar, Türkiye ABD'nin sömürgesi değildir diyerek tepki gösteriyordu. Bu nedenle 1967, ABD’nin 6. Filo’sunun Türkiye ziyaretlerine karşı oluşan tepkinin mayalandığı yıldır. Bu yılki protestolar, bir sonraki yıl yaşanacak olan büyük çatışmaların habercisi niteliğindeydi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşevler Günlüğü – 26 Şubat 1967

AYÖO Beşevler Yerleşkesi

TARIM ÖĞRETMENİM SALİH ZİYA BÜYÜKAKSOY