Konya DSİ'de ilk 15 günün izlenimleri

 

16Temmuz 1967 Pazar, Konya...

Konya'da, Mustafa'nın kiralık evindeyim. Mustafa henüz gelmedi. Açık pencereden Bedia Akartürk'ün sesi geliyor. Saate baktım 21:00'i gösteriyordu. Yine, aynı saatte ''yumurtanın kulpu yok, gözlerimde uyku yok; sür gemiyi gemici, krallardan korkum yok'' türküsünü söylüyordu. Bir süre dinledikten sonra, bana biraz kırgın gibi bakan anı defterime gözüm ilişti.

DSİ'de işe başlayayalı iki hafta olmuştu, 30 Haziran'dan bu yana anı defterimi açamamıştım. Uyum sağlamak ve hata yapmamak için, kırgınlıkla beni gözleyen anı defterima zaman ayıramamıştım. Bedia Akartürk'ün türküsüne kulaklarımı kapayarak, defterimi açtım. Geçmiş iki haftalık izlenimlerimi yazmaya başladım.

Kardeşim Mustafa'nın Maarif Kolejinde Türkçe Öğretmeni olmuş olan Hatice Hanım, öğrencilere anne şefkati ile yaklaşmasıyla biliniyordu. Konya'daki önemli kişiler katında hatırı vardı. 30 Haziran Cuma günü sabahleyin yaptığımız görüşmeden sonra DSİ Bölge Müdürü ile görüşerek, 3 Temmuz Pazartesi günü, ücretli olarak işe başlamam konusunda güvence almıştı. Günde 8 lira ücret alacağımı, cumartesi günü Ankara'ya gidip, AYÖO yerleşkesindeki ders notlarımı alarak, pazar günü dönmemi söylemişti Mustafa'ya.

Konya-Ankara arasındaki uzaklık yaklaşık 270 km idi. Otobüsle yaklaşık 3 saatte ulaşabilirdim. Cumartesi günü saat 14:00'te Ankara için bilet aldım. Cumartesi günü zamanında bindiğim otobüsle saat 17:00'de Ankara otobüs termilanindeydim. Pazar günü Konya'ya geri dönebilmek için, aynı şirketten saat 16:00'ya bilet aldım.

AYÖO yerleşkesi terminale yakındı, yürüyerek saat 18:00'de Biga ile birlikte kaldığımız odamızdaydım. Öncelikle, haziran sınavlarında başarısız olduğum Denel Kimya ile Elektrik ve Manyetizma ders notlarımı toparladım. Ardından yemekhaneye indim. Yemek verilmiyordu, kantinden yiyecek birşeyler alarak açlığımı giderdim. Yerleşkede kalan bazı arkadaşlarla biraz sohbet ettikten sonra odama çıktım...

Anı defterimden başımı kaldırarak, nefeslenmek için biraz ara veriyorum. Bedia Akartürk'ü biraz daha dinliyor ve yazmayı sürdürüyorum.

2 Temmuz pazar günü Konya'da, 3 temmuz pazartesi günü de saat 08:30'da DSİ bölge Müdürlüğü'ndeydim. Ücretli çalışmak üzere kaydım yapıldıktan sonra, sahadaki teknik ölçümler bölümünde görevlendirildim.

Zaman nasıl da çabuk geçmiş diye yazıyorum. Devlet Su İşleri Konya Bölge Müdürlüğü’nde işbaşı yaptığım o ilk sahadaki günlerimi hayal ediyorum. Bir Anı yazarı ve bir DSİ mensubu olarak, sahadaki o teknik ölçümler benim için sadece rakamlardan ibaret değildi. Toprağın ve suyun nabzını tutan destansı ve aralıklarla tekrarlanan ölçümlerdi.

Devlet Su İşleri (DSİ), Anadolu'nun susuz bağrına hayat verirken "Ölçemediğin şeyi yönetemezsin" ilkesiyle hareket ediyordu. Sahadaki o kritik ölçümler, bir orkestra şefi titizliğiyle şu başlıklarda toplanır. Demişti yanında ücretli olarak çalıştığım jeoloğ Hayri Bey.

Devam etmişti, bir nehrin ya da çayın ne kadar coşkun aktığını bilmek, barajların ve sulama kanallarının tasarımı için hayati önemdedir. Akaruyun Debi'si ya da bir saniyede geçen hacmini bilmek de önemlidir. Debinin yanı sıra suyun aükselip, alçalması da anlık olarak ölçülmelidir. Konya Ovası gibi düzlüklerde, suyun santimetrelik değişimi bile binlerce dönüm arazinin kaderini belirler.

Yağmur ve buharlaşma ölçümü de hayati önemdedir. Konya gibi kurak bölgelerde, açık su yüzeyinden ne kadar suyun göğe geri döndüğünü bilmek gerekir. Önlem olarak barajlar yapılmalıdır ki yağmur yağmadığı ya da serpitirdiği zamanlarda tarım arazilerine su verilebilsin.

Kanalın hangi yöne akacağını belirleyen ölçümler, baraj gövdesinin nereye oturacağını belirleyen ölçümlerdir. İki nokta arasındaki seviye farkını bulma sanatına ''Nivelman'' dendiğini öğreniyorum. Mira ve Nivo kullanılarak yapılan bu işlem, suyun yerçekimine itaat ederek akacağı o en uygun eğimi belirler.

Anı defterindeki yazıma ara vererek kendi kendime, ''Akıncı 15 günde amma çok şey öğrenmişsin'' diyorum.

Haftanın 5 günü sahaya çıkmıştık. Benim görevim, yapılan ölçümleri, sahalar için düzenlenmiş defterlere geçirmekti. Sonraki günlerde bu ölçümler, özel düzenlenmiş defterlere geçirilerek, yapılacak barajların konumun yanı sıra bunlara su taşıyacak nehirlerin rotaları belirlenecekti.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşevler Günlüğü – 26 Şubat 1967

AYÖO Beşevler Yerleşkesi

TARIM ÖĞRETMENİM SALİH ZİYA BÜYÜKAKSOY