ANILARI YAZMAK YENİDEN DOĞMAKTIR
KÖKLERİN İZİNDE Anam Emine ve Babam Ahmet Akıncı’nın anısına saygıyla… Takvimler 1 Mart 1951’i gösterdiğinde, Bulgaristan yetkililerinin soğuk dairelerinde, Baban tarafından, atılan o tek bir imza, yalnızca bir pasaport başvurusu değildi. Bir ailenin kaderinin, toprağından sökülüp bilinmez bir geleceğe savrulmasının ilk adımıydı. Yıllar sonra anladım ki, o gün başlayan göç ve Türkiye’deki o bitmek bilmeyen yerleşme çabası, sadece geçmişe ait bir hikâye değildi. Yazılması farz olan, hafızanın ve kimliğin unutulmamasıydı. Belleklerimizi tazelemeli ve korumalıydım. Çünkü biliyordum ki anılarımı yazmak, Anka Kuşu gibi, küllerimden yeniden doğmaktı. Kalemi elime alıp geçmişin bilinmezliğine ışık tutmak istediğimde, hafızamın cılız feneri bana sadece tek bir isim fısıldıyordu... Babamın babası, dedem Mustafa Durgud. Doğduğumuz, büyüdüğümüz topraklarda, Bulgaristan’ın o tanıdık göğü altında biz, babamın babasının adıyla anılan 5 kişilik "Ahmet Mustafa Durgut" ailesiydik....