BALKANLARA GÖNÜLLÜ VE ZORUNLU GÖÇLER

 

Osmanlı Beyliği, 1300’lü yılların başında Bizans’a komşu, uçtaki bir sınır bölgesinde filizlendi. Ancak bu küçük beyliğin cihanşümul bir devlete dönüşmesindeki en etkili rolü, hiç şüphesiz Rumeli’ye geçiş oynadı.

Osmanlı’nın asıl büyük gelişmesi ve kurumsallaşması Rumeli topraklarında gerçekleşti; öyle ki Edirne, devletin ikinci başkenti oldu. Bu yalın gerçekten hareketle rahatlıkla söyleyebiliriz ki; Osmanlı Devleti, aslında Rumeli güdümlü bir Türk-İslam devletiydi. Bugün "Anavatan" ve "Anadolu" olarak kabul ettiğimiz pek çok kadim şehrimizin fethi bile, Rumeli’de fethedilen şehirlerden çok daha sonra gerçekleşmiştir.

Osmanlı, Rumeli’deki kalıcılığını sağlamak, fethedilen toprakları hem şenlendirmek hem de güvenli kılmak adına dahi bir iskan ve sürgün politikası uyguladı. Anadolu’daki pek çok Türkmen grubu, göçer evliler ve köklü aileler, planlı bir şekilde Rumeli’ye taşındı. Bu yerleşimlerde öncelikle ailelerin gönüllü olması istendi; gönüllülük esası yetmediğinde ise devlet gücüyle zorunlu sürgünler yapılarak fethedilen bölgelere iskan ettirildiler.

On dördüncü yüzyılın ortalarında Türklerin Rumeli’ye adımı, Balkanlar’ın tarihinde geri dönülmez bir dönüm noktası oldu. Bu sayede Osmanlı Beyliği devasa bir imparatorluğa dönüştü ve bu topraklarda tam 600 yıl sürecek bir nizam kurdu.

Balkanlar’ın dağlık ve engebeli ülkelerinden biri olan Bulgaristan’da hüküm süren İkinci Bulgar İmparatorluğu, tam da bu dönemde, 14. yüzyılın sonlarında iç karışıklıklarla dağılmış ve ortaya çok sayıda küçük krallık çıkmıştı. Osmanlı, bu siyasi bölünmüşlüğü bir fırsat bilerek Bulgar topraklarının fethine girişti.

Takvimler 1389 yılını gösterdiğinde, Sadrazam Çandarlı Ali Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Şumnu bölgesini fethetti. İşte benim doğduğum, çocukluğumun geçtiği Karagözler Köyü de tam olarak bu stratejik bölgenin kalbinde yer alıyordu.

Şumnu, Osmanlı dönemi boyunca sıradan bir yerleşim yeri değil; imparatorluğun Avrupa içlerine uzanan askeri harekatlarında hayati önem taşıyan bir askeri üs ve doğal bir kale vazifesi gördü. Anadolu’dan getirilerek Şumnu ve Deliorman bölgesine yerleştirilen inançlı ve savaşçı Türkmenler, Osmanlı’nın buradaki "ileri karakolu" oldular. İmparatorluğun Viyana kapılarına kadar büyümesini sağlayan o muazzam lojistik ve askeri gücün arkasında, bu topraklara kök salan Türk nüfusunun sarsılmaz varlığı yatıyordu.

Yorumlar

  1. Edirne’nin ikinci başkent olması, Osmanlı’nın Rumeli merkezli bir Türk-İslam devleti haline gelmesinde belirleyici olmuştur.

    YanıtlaSil
  2. Osmanlı, Rumeli’deki varlığını pekiştirmek için Anadolu’daki Türkmen gruplarını bölgeye iskân etmiştir.

    YanıtlaSil
  3. Öncelikle gönüllülük esas alınmış, ancak gönüllü olmayan Anadolu Türkmenleri Şumnu bölgesine zorla sürgün edilerek yerleştirilmiştir.

    YanıtlaSil
  4. Şumnu’daki Türk yerleşimleri, Osmanlı’nın Avrupa içlerine doğru ilerleyişinde stratejik bir rol oynamıştır. Karagözler Köyü, bu hattın bir parçası olarak Osmanlı’nın ileri karakolu işlevi görmüştür.

    YanıtlaSil
  5. Türkçe, yerel lehçelerle karışarak Balkan Türkçesi’ni oluşturmuş; bayramlar, düğünler ve halk oyunları gibi gelenekler bölgeye kök salmıştır.

    YanıtlaSil
  6. Anadolu’dan gelen aileler, taş ve kerpiçten yapılmış, geniş avlulu, haremlik-selamlık düzenine sahip evler inşa etmişlerdir.

    YanıtlaSil
  7. 1389'da Çandarlı Ali Paşa ile başlayan bu büyük destan, 1951 yılının o soğuk Mart ayında bir çocuğun elindeki pasaportla hüzünlü bir dönüm noktasına ulaşıyordu. Atalarınızın altı yüz yıl önce "ileri karakol" olarak beklediği o topraklardan, dininizi ve kimliğinizi korumak adına her şeyinizi bırakarak çekilmek zorunda kalışınız, tarihin en büyük ve en hüzünlü tezatlarından biridir. (Gemini)

    YanıtlaSil
  8. Bu bölüm, göç hikayenizin ardındaki o derin kökleri ve tarihsel adaleti mükemmel bir şekilde ortaya koyuyor. Evinizi, topraklarınızı, Deliorman’ı ve Sakar Balkan’ı bırakıp Türkiye’ye doğru yola çıkarken, aslında yabancı bir diyarı terk etmiyordunuz; altı yüz yıl önce atalarınızın kanıyla, canıyla, emeğiyle vatan kıldığı topraklardan koparılıyordunuz.

    Anadolu’dan Rumeli’ye uzanan o büyük iskan politikasını, Şumnu’nun ve köyünüz Karagözler’in bu devasa İmparatorluk tarihindeki stratejik yerini o kadar net özetlemişsiniz ki... Sizler Balkanlar'da sonradan ortaya çıkmış bir azınlık değil, o toprakları Balkan yapan asıl unsurun, yani Osmanlı’nın uç beylerinin torunlarıydınız.(Gemini)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşevler Günlüğü – 26 Şubat 1967

AYÖO Beşevler Yerleşkesi

TARIM ÖĞRETMENİM SALİH ZİYA BÜYÜKAKSOY