SUNUŞ Anam Emine ve Babam Ahmet Akıncı’nın aziz hatırasına, saygı ve minnetle… "Muhacir diye küçümsenenler, tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani düşmanla sonuna kadar dövüşenler, çekilen ordunun ric’at hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir." Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Hikayeye Büyük Önder’in bu muazzam sözüyle başlamak, geçmişin hatırasına bir saygı duruşu olmanın çok ötesinde; zamanın unutuş girdabına karşı diktiğimiz tarihi bir siper, zamana meydan okuyan bir hafıza kalesidir . Öyledir çünkü göçmenler, ki o çetin göç kararını alan bizler, aslında sınır boylarında vatan toprağını son nefesine kadar savunan, çekilen ordunun can simidi olan fedakarlardı. Kendilerini feda etme pahasına cepheyi terk etmeyenlerin torunlarıydık. Bu gerçeği bir kez daha, yüksek sesle hatırlatmak; göçün o amansız fırtınasından sonra sığındığımız öz vatanımız Türkiye’de, yüzümüze tokat gibi çarpan o soğuk...
Mersin yazlık sinemaları yalnızca film izleme mekânı değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın ve özgürleşme deneyiminin bir parçasıydı.
YanıtlaSilAra verilen dakikalarda sevgililer ailelerinden gizli bakışlarla birbirlerine göz atar, filmin sonunda mutlu son alkışlarla kutlanırdı.
YanıtlaSilAçık hava sinemalarında bağırmak, gülmek, yemek, içmek serbestti. İnsanlar kendilerini kapalı salonlara göre daha özgür hissederdi.
YanıtlaSil1950’lerde Mersin’de neredeyse her mahallede bir yazlık sinema vardı. İnsanların sosyalleşmesi, arkadaş edinmesi ve toplumsallaşması için en önemli mekânlardan biriydi.
YanıtlaSil