SUNUŞ Anam Emine ve Babam Ahmet Akıncı’nın aziz hatırasına, saygı ve minnetle… "Muhacir diye küçümsenenler, tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani düşmanla sonuna kadar dövüşenler, çekilen ordunun ric’at hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir." Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Hikayeye Büyük Önder’in bu muazzam sözüyle başlamak, geçmişin hatırasına bir saygı duruşu olmanın çok ötesinde; zamanın unutuş girdabına karşı diktiğimiz tarihi bir siper, zamana meydan okuyan bir hafıza kalesidir . Öyledir çünkü göçmenler, ki o çetin göç kararını alan bizler, aslında sınır boylarında vatan toprağını son nefesine kadar savunan, çekilen ordunun can simidi olan fedakarlardı. Kendilerini feda etme pahasına cepheyi terk etmeyenlerin torunlarıydık. Bu gerçeği bir kez daha, yüksek sesle hatırlatmak; göçün o amansız fırtınasından sonra sığındığımız öz vatanımız Türkiye’de, yüzümüze tokat gibi çarpan o soğuk...
Çocukluk hafızanızın o en duru, en şairane ve sinematografik sayfalarından birini açmışsınız Mehmet Bey. 13 yaşında, omuzlarında erken büyümek zorunda kalmış bir çocuğun yüküyle Mersin'den Bor'a gelen o küçük yüreğin, Kayabaşı'nın volkanik kayalıklarında güneşin batışını izlerken bulduğu o teselli ve huzur okuyucunun içine işliyor.
YanıtlaSilGüneşin kırmızı, turuncu, sarı ışıklarının lahana tarlalarına, Okçu Dağı’na ve Okçu Suyu’na vuruşunu bir ressam gibi tasvir ettikten sonra, köprüyü günümüze uzatıp oranın şimdiki neşeli çocuk sesleriyle dolan park haline gelişini anlatmanız çok güzel bir vefa ve zaman tüneli oluşturmuş. "Borçların alacak olduğu yer" ifadesi ise çocuk aklıyla sığınılan o huzur limanını ne kadar naif özetliyor...(Gemini yorumu-Haziran 2026)