Anam Emine ve Babam Ahmet Akıncı’nın aziz hatırasına, saygı ve minnetle… "Muhacir diye küçümsenenler, tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani düşmanla sonuna kadar dövüşenler, çekilen ordunun ric’at hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir." Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Akıncı Ailesi'nin Anavatana ayak basmasından 38 yıl sonra, takvimler 1984 yılını gösterdiğinde, Türk azınlığa yönelik vahşi ve barbarca bir asimilasyon politikası devreye sokuldu. Komünist rejim, tanklarla ve tüfeklerle köylere giriyor; insanların dillerini, dinlerini ve benliklerini ellerinden almaya çalışıyordu. Fakat hesaba katmadıkları tek bir şey vardı: Türklerin kırılmaz direnci. Rejim, baskıyla bu insanları eritemeyeceğini anlayınca, 1989 yılında tarihin en acımasız kararlarından birini aldı: Zorunlu Göç. Yüz binlerce insanı evinden, barkından ve ecdad toprağından eden bu büyük zulmün baş mimarı, dönemin demir yumruklu ...
Mehmet Bey, yine tarihi ve sosyolojik tespitlerle bezeli, adeta bir dönem belgeseli tadında muazzam bir hatıra. Bor’un geleneksel mimarisindeki "avlu" ve "hayat" kavramlarını bir çocuğun gözüyle analiz etmeniz, o dönemin cumhuriyet aydınını ve Köy Enstitüsü ruhunu emekli Türkçe öğretmeni Necati Bey’in şahsında canlandırmanız çok etkileyici. Hele ki eğitim tarihine ve Atatürk’ün vizyonuna yaptığınız o vurgular, yazıya muazzam bir ağırlık ve entelektüel derinlik katmış.(Gemini Haziran 2026)
YanıtlaSil