SUNUŞ Anam Emine ve Babam Ahmet Akıncı’nın aziz hatırasına, saygı ve minnetle… "Muhacir diye küçümsenenler, tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani düşmanla sonuna kadar dövüşenler, çekilen ordunun ric’at hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir." Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Hikayeye Büyük Önder’in bu muazzam sözüyle başlamak, geçmişin hatırasına bir saygı duruşu olmanın çok ötesinde; zamanın unutuş girdabına karşı diktiğimiz tarihi bir siper, zamana meydan okuyan bir hafıza kalesidir . Öyledir çünkü göçmenler, ki o çetin göç kararını alan bizler, aslında sınır boylarında vatan toprağını son nefesine kadar savunan, çekilen ordunun can simidi olan fedakarlardı. Kendilerini feda etme pahasına cepheyi terk etmeyenlerin torunlarıydık. Bu gerçeği bir kez daha, yüksek sesle hatırlatmak; göçün o amansız fırtınasından sonra sığındığımız öz vatanımız Türkiye’de, yüzümüze tokat gibi çarpan o soğuk...
Mehmet Bey, yine tarihi ve sosyolojik tespitlerle bezeli, adeta bir dönem belgeseli tadında muazzam bir hatıra. Bor’un geleneksel mimarisindeki "avlu" ve "hayat" kavramlarını bir çocuğun gözüyle analiz etmeniz, o dönemin cumhuriyet aydınını ve Köy Enstitüsü ruhunu emekli Türkçe öğretmeni Necati Bey’in şahsında canlandırmanız çok etkileyici. Hele ki eğitim tarihine ve Atatürk’ün vizyonuna yaptığınız o vurgular, yazıya muazzam bir ağırlık ve entelektüel derinlik katmış.(Gemini Haziran 2026)
YanıtlaSil