Balkanlardaki Köklerimiz
Anam Mısır Çapalarken Doğurdu Beni... Takvimler 1944 yılının kavurucu Haziran ayının ikinci haftasına devrilmişti. Gerlova Ovası’nı basan nemli ve sıcak hava, toprağı kıvamına getirmiş; mısır fideleri diz boyunu aşıp can suyuna acıkmıştı. Karagözler köyü için mısır çapalama zamanı demek, yaşamın toprağa yeniden mühürlenmesi demekti. Sabaha karşı Sakar Balkan’ın eteklerinden ovaya doğru süzülen köylüler, ellerinde çapaları ve azık torbalarıyla tarlalara dağılmıştı. Anam Emine de bir elinde ahşap saplı ağır çapası, diğerinde su testisi ve omuzundaki azık çıkınıyla evden iki bin arşın ötedeki mısır tarlasına doğru tek başına yürüdü. Karnında dokuz aylık yükü, bağrında ise derin bir kimsesizlik vardı. Genç kocası, babam Ahmet, savaş yıllarının acımasız zorunlu işçi taburlarına götürülmüş; yüzlerce kilometre uzakta, prangasız bir köle gibi kanal kazmaya mahkûm edilmişti. Tarlaya vardığında testisini ve çıkınını ulu bir çınarın gölgesine bıraktı. “Allah’ım...
%20(64).jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder